Hayata dair

Yaratıcı insanların sahip olduğu 22 özellik

09 Eylül 2014
fft22_mf2214107

Yaratıcı insanlar geri kalanlardan farklıdır. Dünyayı daha farklı görürler. Peki bu farklar nerelerde ve nasıl ortaya çıkıyor? İşte Just Something sitesinin derlediği, yaratıcı insanların sahip olduğu 22 özellik…

1. En beklenmedik şeylerden ilham alırlar.

2. Her an rüya görebilirler. Gündüzleri dahil..

3. Çabuk sıkılırlar, dikkatleri kolay dağılır. Continue Reading…

Hayata dair

Neden Utanırız?

29 Nisan 2011
Dr-Margaret-Paul

İç Bağlar konusunda bir hafta sonu çalıştayı yapıyordum. Katılımcılardan biri olan Amanda, grubun önünde benimle çalışıyordu. Üzücü bir konuya girdiğimizde, ağlamaya başladı ve hemen şöyle dedi: “Öyle utanıyorum ki ağlıyorum.”

Ona sordum: “Şu anda kendine söylediğin ve utanmana neden olan şey nedir?”

“Ağladığım için bir aptalım ve buradaki herkes aptal olduğumu düşünecek.”

Çalıştayda öğretilen konulardan birinin duygularınızla temasta olmayı öğrenmek olduğu düşünülürse, herhangi bir kimsenin Amanda’yı ağladığı için yargılaması pek olası değildi. Amanda’nın utanmasının nedeni, kendi kendini yargılamasıydı.

Hissettiğimiz, yaptığımız ya da başkalarının önünde yapmış olduğumuz birşeyle ilgili olarak kendimizi yanlış ya da kötü diye yargıladığımızda, utanırız. Bir başka kişi tamamen aynı şeyi yapabilir ve utangaçlık hissetmez. Örneğin, çalıştayda benimle çalışmaya gelen bir sonraki kişi genç bir erkekti ve o da ağlamaya başladı. Ama, gözyaşlarından dolayı hiçbir şekilde utanmadığı belliydi. Aslında, ağlayabildiği için rahatlamış gibi görünüyordu.

Kendinizi yargıladığınız ve utanmanıza neden olan davranış türleri nelerdir?

Bir hata yaptığınız için kendinizi yargılıyor musunuz? Utanmanıza neden olan bir hata yaptığınızda, kendinize ne diyorsunuz?

“Şimdi herkes aptal olduğumu düşünecek.”
“Şimdi insanlar beni sevmeyecek.”
“Böyle aptalca birşeyi nasıl yapabildim?”

Elbette, bu ifadelerden herhangi biri utanmanıza neden olacaktır. Ama, ya kendinize şöyle birşey söylemiş olsaydınız, ne olurdu?

“N’apalım, ben de insanım. Herkes bazen hata yapar.”
“Hata yapmamın kötü bir yanı yok. Bu şekilde öğreniyorum.”

Bu tür ifadeler, yargıdan ziyade şefkatten kaynaklanır. Başkalarının önünde kendinize insan olma -ağlama, hata yapma, birşeyi bilmeme, birşey hakkında yanılma, her şeyi berbat etme, bazen kötü davranma, ara sıra birşey unutma, bir kelimeyi yanlış telaffuz etme, araba kullanırken kaybolma, duyarsız olma, ayrılma, sinirlenme, terleme ve kötü kokma ya da diğer vücut fonksiyonlarıyla ilgili sorunları olma, söylemekte olduğunuz şarkının sözlerini unutma, oynadığınız oyunda replikleri unutma, kötü not alma, düşme, dansta adım kaçırma, vb.- izni verdiğinizde utanmazsınız.

Kendinize insan olma iznini verseydiniz, mükemmel olmaz mıydı? Kendinize kendinizi yargılamadan her şeyi berbat etme izni verseydiniz, kendinizi daha özgür ve rahatlamış hissetmez miydiniz? Kendinize insan olma izni vermek, kendinize kimseniz o olma izni vermek demektir: hata yapabilen, her şeyi berbat edebilen, kırılgan olabilen mükemmel bir insan…

Başka insanlardan farklı olsanız, kendinize değer verebilir misiniz? Bir arkadaşım kendinden utanıyor; çünkü, Barry Manilow’u beğeniyor ve “gerçek erkekler”in bu tarz müzikten hoşlanmayacaklarını düşünüyor. Kim olduğunu yargılamak yerine kabul etmeyi öğrense, kendinden utanmayı bırakacak ve kendine değer vermeye başlayacak.

Bizim kültürümüzde, pek çok insan, kendilerine “Çok büyük” ya da “Çok küçük” diyerek, bedenlerinin çeşitli yönlerinden utanmayı öğrendi. Birşey daha büyük ya da küçük değilse tam olamayacağımızın öğretilmesi ne kadar üzücü.

Hepimizin kendimizi olduğumuz gibi kabul etme seçeneğimiz var. Bu seçimi yaptığınızda, artık utanmayacaksınız.

Dr. Margaret Paul

Hayata dair

Halkla İlişkilerde Sosyal Medya Optimizasyonu

29 Nisan 2011
Lee-Odden

Washington D.C.’de PRSA International konferansındayım. Hemen her yerde sosyal medya üzerine sohbet ediliyor. Koridorlarda, sergi salonunda, oturumlarda ve geçen akşam Shonali Burke’ün evsahipliğinde verilen muhteşem akşam yemeğinde…

Dün dört saatlik bir çalıştay verdim. “İletişimciler İçin SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) Acemi Eğitimi” isimli çalıştayda, kâr amaçlı özel bir okuldan Eski Muharipler İdaresi’ne kadar çok farklı şirket ve organizasyonlardan gelen katılımcılara anket yaparak SEO hakkındaki sorularını öğrenmeye çalıştım. Çoğu, SEO’nun sunduğu değeri kullanarak PR’da iyileşme sağlanması ve SEO’nun pazarlama adı altında yapılan her tür çalışmaya dahil edilmesi gibi konularda bilgi sahibi olmak istiyordu.

Bu amaçla, çalıştayda değindiğim ve bugün Sosyal Medya Optimizasyonu konulu sunumumda bahsedeceğim noktalardan biri, haber tutundurmada Sosyal Medya ve SEO’nun birlikte kullanılmasına dayalı bir modeli tanıtmak olacak.

Hedefler: Hedefleriniz neler? Nihai bir hedefiniz olmadan misyonunuzu tamamlayamazsınız. Dolayısıyla, genel web sitesi trafiği, alıntılar, bağlantılar, sosyal taahhütler ve trafik hedeflerine yönelik organik bir yapı gibi konuları netleştirmek önemlidir.

Hedef Kitle: Kime ulaşmaya çalışıyorsunuz? Bu soru, online PR ve haber içeriği ile bağlantılı olarak, aynı zamanda bireysel içerik seviyesinde geniş bir perspektifte yanıtlanabilir. Anahtar kelimeler ve tutundurma taktikleri, hedeflediğiniz kitlenin tüketici, gazeteci, analist ya da blogger olmasına göre değişiklik gösterebilir.

Sosyal Sohbetler ve SERP’ler: Şirketiniz, markanız ya da birimleriniz açısından önem taşıyan konularda sürdürülen sosyal sohbetlere kulak vermek, hangi noktada taahhüt vermeniz ve tutundurma yapmanız gerektiğini bilmeniz açısından gereklidir. Bunu bir keşif gibi düşünün. SERP’ler (Arama Motoru Sonuç Sayfaları) sizin SEO savaş alanınızdır ve en önemli anahtar kelime gruplarınız için hangi tip içeriklerin görüntülendiğini bilmek kritiktir. Kişiselleştirme, SERP deneyimini lokasyonunuza ve web geçmişinize göre değiştirebilen bir faktör olsa da, hangi ortam türlerinin (web sayfaları, görüntüler, video, blog yazıları, haberler, vb.) kapsam dahilinde olduğunu belirlemek mantıklı olacaktır.

Kaynaklar: İçerik, insanlar, süreçler. Hangi içeriği ve ortamı yaymanız gerekiyor? Bir basın bülteni yayınlıyorsanız, görüntü ve/veya video eklemek, daha geniş bir kitleye ulaşmayı sağlayabilir. Size yardım edebilecek kim var? Metin yazarları, bilgi teknolojileri, pazarlama. İçerik oluşturma ve yayınlama süreçlerine SEO ve Sosyal Medya bileşenlerini eklemek, içeriğinizin daha büyük bir bölümünün optimize edilmiş bir şekilde dağıtılmasını sağlayacaktır.

Taktikler: Hangi kanallar optimize edilecek? Dinlemek ve SERP’ler ile elde edilen bilginin, içeriğin türüne ve hangi sosyal kanalın optimize edileceğine karar vermenize yardımcı olduğu nokta burasıdır. Haberler, görüntüler ve video, arama sonuçlarında temsil ediliyorsa ve bu ortamların bir kısmını ya da hepsini içeren sosyal medya siteleri etrafında sohbetler oluyorsa, bu durumda “işe devam emirleri”niz haber optimizasyonunuzda bu tür ortamlardan yararlanacaktır.

Ölçüm: SEO, Sosyal, PR. Ne zaman başarılı olduğunuzu bilmek, hem verimlilik, hem de şirkette üst düzeye raporlama yapmak açısından önemlidir. Hedef belirlemek, kıyaslama ölçümleri yapmak, beceri ve etkililik açısından ilerleme kaydedildiğini görmek, rotanızı korumanıza yardımcı olur.

Şirketler ve bireyler, Sosyal Medya ve SEO alanına girdiklerinde, bu genellikle çok taktiksel ve deneyseldir. Test etmek, elbette iyidir; ama, bir nevi çerçeve ve süreç oluşturma çabası, ciddi ölçüde verimlilik/etkililik sağlayabilir.

Benimsenme oranını ve sonuçları artırmanın bir yolu da online içerik yayınının yapıldığı iletişim, medya ilişkileri ya da PR alanlarında çalışan biri tarafından takip edilecek bir süreç geliştirmektir.

Süreç eklenmesiyle, hem izlenebilirlik hem de daha fazla miktarda içeriğin anahtar kelimelere göre optimize edilmesi mümkün olur. Ayrıca, son kullanıcıların yanı sıra online araştırmalar yapan gazeteci ve muhabirlere doğrudan ulaşan haberlerin kapsamı artırılır.

Lee Odden

Hayata dair

Şans bukelamun gibidir

15 Nisan 2011
huxley

Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin.
Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç.
Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.
Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı.

Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar,
tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir.
Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur.

Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.
Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.

Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.
Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.
Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.
Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.

“Tarihte en etkili 100 kişi” adlı kitabı okudum.
Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm.

Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin.
Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.
Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.

Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven.

Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu.
Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor.

Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar,
sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.

Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme!
Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.
Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.
İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.

İnsanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır:
O DA KENDİSİDİR…

Aldous Huxley

Hayata dair

Maslow – İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi

15 Nisan 2011
maslow

İhtiyaçların sıralanmasıyla ilgili bugüne kadar yapılan araştırmalar arasında, gerek teorik ve gerekse uygulama alanında en çok kabul edilen Abraham Maslow’un yaptığı ihtiyaç listesidir. Maslow’a göre ihtiyaçlar belirli bir sıra izlerler. Sıralamanın ilk basamağındaki ihtiyaç, daha sonraki ihtiyaçlar ortaya çıkmadan doyurulmalıdır.Maslow %C4%B0htiya%C3%A7lar Hiyerar%C5%9Fisi Teorisi Maslow – İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi

İlk sırayı biyolojik ihtiyaçlar alır. Biyolojik ihtiyaçlar açlık, susuzluk, barınma ve cinsel ihtiyaçlar gibi belki ilkel ama acil olanlardır. Karnı acıkan insan bir iç ilişkinin etkisi altındadır. Belirli bir çabayla yiyecek temini ise dış ilişkidir. Eğer yeteri kadar yiyecek bulunabilirse denge sağlanır. Denge sağlandıktan sonra kişi diğer ihtiyaçların tatminine yönelir

İkinci ihtiyaç güvenliktir. İnsan dış etkilere karşı kendisini korumak ister, emniyet ve güven içinde olmak arzusundadır. Dış etkenlerden korkma iç ilişki, bu dış kuvvetlere karşı korunma imkanları ise dış ilişkidir. Bu ikisi arasında denge kurulabilirse ve bu ihtiyaçlar karşılanabilirse daha az acil olan üçüncü grup ihtiyaçlara sıra gelir. Can ve mal emniyeti olmayan bir insan için güvenlik birinci derecede önem kazanır.

Üçüncü sevgi ihtiyacıdır. İnsan kendini bir arkadaşa bir partiye veya bir ideolojiye adayarak sevgi ihtiyacını karşılamak isteyebilir.

Dördüncü ihtiyaç, insanın kabul görme ihtiyacıdır. Her insan toplum tarafından kabul edilmek ister. Toplum tarafından sevilmeyen ve dışlanan insanlar, ne kendilerine, ne de topluma faydalı olabilirler.

Son ihtiyaç ise kendini gerçekleştirmektir.

Aslında hayat insanın kendini gerçekleştirmesi için verilmiş bir fırsattır. Gökkubbe de hoş bir seda bırakmak ve eseriyle anılmak hepimizin biricik arzusu değil midir?

Maslow’un geliştirdiği ihtiyaçlar sıralamasına göre bir basamaktaki ihtiyaç giderilmeden, bir sonraki ihtiyaç oluşmaz. Aç kalan insan, güvenlik ihtiyacını düşünmez. Daha doğrusu düşünemez. Çöpten yiyecek toplayan aç insanlar, bu yiyeceklerdeki mikropları akılların bile geçirmezler. Savaş alanında bulunan askerler, sevgi ihtiyacını düşünmezler. Başkaları tarafından itibar görmeyen insanlar, kendilerini nasıl gerçekleştireceklerini düşünemezler. Onlar, öncelikle takdir edilmek için çaba gösterirler.

Bu ihtiyaçlar hiyerarşisinden habersiz kişiler insanları anlamakta zorluk çekerler. Yoksul çevrelerde hep varlıklı insanların mutlu olduğuna inanılır ve varlıklı insanların mutsuzluklarından adeta rahatsız olurlar. Oysa bu varlıklı insanların tüm ihtiyaçlarının karşılandığı söylenemez; bundan dolayı ihtiyaçlar sonsuzdur. Gerçekte burada söz konusu şey, yoksullarla zenginlerin ihtiyaçlar sıralamasının farklı basamaklarında bulunmalarıdır.

Maslow’a göre hayatımızda memnun olma noktaları oluşturmalıyız yoksa şikayetler hiçbir zaman son bulmaz. Kimi çorbanın tuzunun fazlalığından şikayet eder, kimi işini sevmediğinden; önemli olan kabul etme sanatını öğrenmektir çevremizle ve kendimizle uyum içinde olabilmek için nelere sahip olduğumuzu bilmeli ve bunları olduğu gibi kabul ederek yaşamalıyız. Kendimizi olduğu gibi kabul edebilme yeteneği bir iç kuvvet olarak tanımlanmıştır.  Her insanın ihtiyacı farklıdır bu farklı ihtiyaçlar kişinin beklentilerini belirler ve nesneleri farklı algılamasına neden olurlar.

Kaynak: Wikipedia

Hayata dair

Başarılı Olmak ve Değer Yaratmak Arasındaki Fark!

15 Nisan 2011
JohnCMaxwell

Başarılı olabilirsin, ama bu başarı beraberinde alçakgönüllülüğü getirmiyorsa ortada birbirini nötrleyen iki durum söz konusu olur. Ama başarılı olmadığı halde değer verilebilecek bir insan olabilir.

Başarı tamamen kendi elimizde olmayabilir ama kendi değerimizi oluşturmak elimizdedir. ikisi arasında fark vardır. bir insan başarısız olsa bile değersiz olduğu anlamına gelmez. öncelikle başarmasına engel olan şeyleri düşünmek gerek.
Başarılı insan olmak için azimle ve planlı çalışılarak olabilecek bir şey sonradan elde edilebilir. Ama değerli insan bi şekilde planlı çalışılarak elde edilecek bir durum değildir. başarılı olmayıpta nice değerli insanlar vardır.
Başarılı insanı herkes öyle ya da böyle kabul eder fakat her insan herkes için değerli değildir.
Herkes başarılı olmaya bilir fakat herkes değerlidir, allahın yarattığı her şey değerlidir.

John C. Maxwell

Hayata dair

Başarı İçin Stratejiler

01 Ekim 2009
basari-icin-stratejiler

1. BAŞARI ,SİZİNLE BAŞLAR
(1) Başarılı insan ; olumlu düşünmeyi uygular :
Başarıyla aranızda tutumunuz yer alır; kişi olumlu tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa, başarıların yarısı gerçekleşmiş sayılır. Olumsuz düşünme, kritik anlarda bulutların oluşmasına neden olur. Olumsuz düşünme, umudu kırar, yaşamdan zevk almayı engeller.
Continue Reading…

Hayata dair

Hizmetkâr Liderlik (servant-leadership)

01 Ekim 2009
servant-leadership

İnsan tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. Sosyal varlıklar hayatlarını sürdürebilmek için iş bölümüne ve rollerin paylaşımına ihtiyaç duyarlar. İş bölümlerinin ve rollerin nasıl paylaşılacağını, bir başka deyişle, nasıl bir toplum yapısı içinde bu rollerin yerine getirileceğini toplumun her seviyesinde liderler belirler.

Continue Reading…

Hayata dair

George Carlin’in Zaman Paradoksu

01 Ekim 2009
george carlin

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var;
daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.

Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz;
daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.

Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz;
daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.

Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz;
daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.

Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz;
daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.

Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz,
çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz,
çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz,
çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.

Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık.
Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.

Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.

Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var.
Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.

Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.

Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.

Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır.

Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.

Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.

Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür