<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Hayata dair herşey</title>
	<atom:link href="http://www.kumsaati.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kumsaati.org</link>
	<description>az çoktan kalıcıdır</description>
	<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 07:12:12 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Başarısız Olduğumu Hissettiğimde</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/basarisiz-oldugumu-hissettigimde/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/basarisiz-oldugumu-hissettigimde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 07:10:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
<category>Başarısızlık</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[ Yaşam, bana bir şeyler mi anlatmak istiyorsun?
Çünkü&#8230;
Başarısızlık, ben bir başarısızım demek değildir;
Henüz başaramadım demektir.

 Başarısızlık, ben hiçbir şey gerçekleştiremedim demek değildir;
Bir şeyler öğrendim demektir.
Başarısızlık, aptallaştım demek değildir;
Deneyerek yaşamak için gerekli inanca sahibim demektir.
Başarısızlık, ümitsizliğe kapıldım demek değildir;
Deneme cesaretini gösterdim demektir.
Başarısızlık, istediklerime sahip olamayacağım demek değildir;
Değişik tarzda bir şeyler yapmalıyım demektir.
Başarısızlık, ben aşağılığım demek değildir;
Mükemmel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <em><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;">Yaşam, bana bir şeyler mi anlatmak istiyorsun?</span></em><em><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Çünkü&#8230;</span></em></span></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, ben bir başarısızım demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Henüz başaramadım demektir.</span></em><br />
</em><span id="more-45"></span><br />
<em><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"> <em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, ben hiçbir şey gerçekleştiremedim demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Bir şeyler öğrendim demektir.</span></em></span></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, aptallaştım demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Deneyerek yaşamak için gerekli inanca sahibim demektir.</span></em></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, ümitsizliğe kapıldım demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Deneme cesaretini gösterdim demektir.</span></em></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, istediklerime sahip olamayacağım demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Değişik tarzda bir şeyler yapmalıyım demektir.</span></em></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, ben aşağılığım demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Mükemmel değilim demektir.</span></em></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, zamanımı boşa harcadım demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Yeniden başlamak için bir nedenim var demektir.</span></em></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, vazgeçmeliyim demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Daha sıkı çalışmalıyım demektir.</span></em></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, asla başaramayacağım demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Daha sabırlı olmalıyım demektir.</span></em></em></p>
<p><em><em><span style="font-family: Arial;">Başarısızlık, benden ümidini kestin demek değildir;</span></em><br />
<em><span style="font-family: Arial;">Bir bildiğin var demektir.</span></em></em><span style="font-size: 10pt;"> </span></p>
<p><strong><span style="color: blue;">John C. Maxwell</span></strong></p>
<a href="http://www.kumsaati.org/tag/ba%C5%9Far%C4%B1s%C4%B1zl%C4%B1k/" rel="tag">Başarısızlık</a><p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=45&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_45" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/basarisiz-oldugumu-hissettigimde/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>NLP Satış Teknikleri</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/nlp-satis-teknikleri/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/nlp-satis-teknikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 12:19:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Konuşma yoluyla hipnoz etme, satışta yıllardır kullanılan bir ikna yöntemi. Bu karşınızdakini kandırma anlamına gelmiyor. Sadece bir çeşit manyetik ikna yöntemi aslında.Namıdiğer manyetik ikna yöntemi İşte hipnotik satış teknikleri

Neuro Linguistic Programming (NLP}, 1980&#8242;lerin başında ilk kez Amerika&#8217;da ortaya çıktığında, herkes bunun da diğer yöntemler gibi gelip geçici olduğunu düşünüyordu. Ancak NLP, bugün özellikle iş dünyasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konuşma yoluyla hipnoz etme, satışta yıllardır kullanılan bir ikna yöntemi. Bu karşınızdakini kandırma anlamına gelmiyor. Sadece bir çeşit manyetik ikna yöntemi aslında.Namıdiğer manyetik ikna yöntemi İşte hipnotik satış teknikleri<br />
<span id="more-40"></span><br />
Neuro Linguistic Programming (NLP}, 1980&#8242;lerin başında ilk kez Amerika&#8217;da ortaya çıktığında, herkes bunun da diğer yöntemler gibi gelip geçici olduğunu düşünüyordu. Ancak NLP, bugün özellikle iş dünyasında başarıyı getiren en popüler yöntemlerden biri olarak anılıyor. Ayrıca dünyanın en usta satış temsilcileri tarafından da uygulanıyor.</p>
<p>NLP üzerine çalışan birçok kişi, bu konuda geliştirilen tekniklerin doğrudan sahadan gelen tecrübeler sonucunda elde edildiğini bilmiyor. Konuşma yoluyla karşınızdakini hipnoz etme, satışta yıllardır kullanılan bir ikna yöntemi. Bu yöntem, karşınızdaki kişiyi uyutarak onu kandırmanız anlamına gelmiyor. Konuşarak hipnoz, bir çeşit manyetik konuşma yolu olarak ifade edilebilir. Bu yöntem karakteristik olarak üç temel üzerine oturur: Dinleyicinin ilgisini doğrudan üzerine çeker, dinleyiciye odaklanır ve başarıyı olağanüstü biçimde artırır.</p>
<p>Profesyonel satış temsilcilerinin kesinlikle geliştirmesi gereken üç temel yetenek vardır. NLP bazı hipnoz tekniklerini kullanmasına rağmen, halen keşfedilmesi gereken bazı noktalar bulunur. Eğer keşfedilmemiş tekniklerden birkaçını siz bularak kullanmaya başlarsanız, yoğun rekabet ortamında rakiplerinizden ayrılarak öne geçme şansını elde edebilirsiniz.</p>
<p>Konuşma yoluyla yapılan hipnozlar tamamen etiktir. Bu zaten satış profesyonellerinin yıllardır kullandıkları bir yöntem. Ancak kimse bunu nasıl kullandığını ve başkalarına nasıl öğreteceğini bilmiyor. İşte size başkalarına da aktarabileceğiniz 10 adet hipnotik satış tekniği. En kısa zamanda bunları satış süreçlerinize ekleyerek başarıya daha kolay ulaşabilirsiniz.</p>
<p>1-KENDİ KENDİNİZİ HİPNOTİZE EDİN</p>
<p>Satış, dünyanın en stresli işidir ve bütün satış profesyonelleri, kariyerleri boyunca defalarca hayır cevabı alırlar. Zaman daraldığında ve satış giderek azaldığında negatif düşünceler ve kötümserlik ön plana çıkar. Olumsuz düşünceler (Bizim fiyatlarımız çok yüksek vb) defalarca ve defalarca tekrar edildiğinde hipnotik bir güce dönüşür ve bütün enerjinizi emer. Bu noktada iyi bir haber verelim: Eğer düşünceleriniz kontrol etmeyi öğrenirseniz ve kendi kendinizi hipnotize edebilirseniz, negatif fikirlerin yerini pozitiflerle değiştirebilirsiniz.</p>
<p>2-ONLARA RÜYALARINI SATIN</p>
<p>Ne satıyorsanız satın, rüyaların ve tutkuların kalbindeki özelliği bulmanız gerekiyor. Bütün satış sürecini bu tutku üzerine kurmanız lazım, insanlar kendi tutkuları hakkında konuşmaya başladıklarında, gelecekteki bir hayal dünyasına girerler. Dünyevi bütün meseleleri arkalarında bırakıp, hipnotik bir alan içine doğru yol alırlar. Tüketiciler böyle bir durumdayken fazladan bir çaba göstermenize gerek yok. Sadece bu hipnotik durumu kullanmanız yeterlidir.</p>
<p>Tüketicilerinizi, hayalleri hakkında konuşmaları için cesaretlendirin. Eğer onları, sizin ürününüz ya da hizmetinizi aldıklarında hayallerinin gerçekleşeceğine ederseniz, satın alma süreci çok kolaylaşacaktır.</p>
<p>4-HİKAYELERİ DİNLEYİN</p>
<p>Eğer bir araba satıyorsanız, müşterinizin daha önce nasıl ve neden araba aldığını öğrenmeniz gerekir. Eğer ev satıyorsanız, müşterinizin son evini nasıl aldığını bulmanız gerekir. Bunun için öncelikle sorular sormanız ve bu soruların cevaplarını dikkatli biçimde dinlemeniz gerekmektedir. Tüketicilerin karar verme süreçlerini çok iyi biçimde anlamanız gerekiyor. İnsanlar geçmişte nasıl hareket ettiklerini anlatmaya başladıklarında, aslında kendi hikayelerinden bahsetmeye başlarlar. Bu aslında bir ipucudur. Çünkü insanlar davranışlarını pek değiştirmezler. Daha önce nasıl satın aldılarsa, şimdi de öyle satın alırlar.</p>
<p>5-POZİTİF ALGIYI GÜÇLENDİRİN</p>
<p>Herkes kendi kendisiyle konuşur. Bilimsel araştırmalar, insanların her dakika kendi kendisine 500 kelime söylediğini gösteriyor. Eğer kendi kendinize konuşuyorsak, neden devamlı pozitif şeyler söylemeyelim? Aslında bütün eski moda pozitif düşünme teknikleri, kendi kendini onaylamayı ihmal eder.</p>
<p>Satışa karşı olan davranışlarınız nedir? Bilinçli ya da değil, her gün kendinize, satışın ne olduğunu anlatırsınız. Satışta bu çok işe yarar. Kendi kendinize haftalar boyunca bazı şeyleri tekrarlarsanız, başarı oranınız giderek artacaktır. Örneğin, &#8220;Satışı seviyorum.&#8221;, &#8220;Satış yapmak benim için çok kolay.&#8221;, &#8220;Yeni insanlarla tanışmayı seviyorum.&#8221;, &#8220;Büyük bir şirkette çalışıyorum ve çok iyi ürünler satıyorum.&#8221; gibi. Tüm bunlar zihninizde pozitif bir etki bırakarak, rekabette öne geçmenizi sağlayacaktır.</p>
<p>6- YİNELEMENİN GÜCÜNÜ KULLANIN</p>
<p>Bütün hipnotik algıların temelinde tekrarlamalar yatar. Çok başarılı satış temsilcileri, kendilerini tekrar etmekten korkmazlar. Bunu en çok da yeni bir nokta üzerinde çalışırlarken yaparlar. Bu noktada yapılması gereken, şimdi söylediğinizle, bir adım önce söylediğiniz arasında çok küçük bir farkın olması gerektiğidir.</p>
<p>Şu örnekte olduğu gibi: &#8220;Bu ürünü seveceksiniz.&#8221;, &#8220;Bu ürünü kesin¬likle çok seveceksiniz.&#8221;, &#8220;Bu ürüne aşık olacaksınız.&#8221;, &#8220;Bu ürünü hiçbir zaman unutmayacaksınız.&#8221;</p>
<p>Reklâmcılıkta, tekrarlayarak satmanın en iyi yöntem olduğunu söylerler. Radyo spotları satarken asla 1-2 tane satamazsınız. Hiç kimse bir defa radyo spotu dinleyerek, o ürünü satın almaz. En az 50-75 defa bir spotu radyoya girmelisiniz. Neden bir şeyleri tekrar etmek bu kadar önemlidir? Birçok insan çok kötü birer dinleyicidir. Duyduklarının birçoğunu kaçırırlar ve ancak yüzde 20&#8242;lik bir kısmını sonradan hatırlarlar. Eğer siz mesajlarınızı tekrar etmezseniz, müşterinizin onu unutması gibi bir riskle karşı karşıya kalabilirisiniz. Bir şeyi yinelemek, karşınızdaki kişilerde duygusal bir bağ kurmanızı sağlar.</p>
<p>7-HİPNOTİK HİKÂYELER ANLATIN</p>
<p>En güçlü ve etkili hipnotik satış tekniği hikâyeler anlatmaktır. Çünkü insanlar hikaye dinlemeye başladıklarında, savunma kalkanlarını kaldırırlar. Zihinlerinde bir film izliyormuş gibi olurlar. Siz bir hikâye anlatırken, karşımzdakiler sizin bir şey satmadığınızı düşünürler. Bu taktik, bir satış görüşmesine başlamak için de kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, hikaye anlatılan görüşmelerde satışların yüzde 20 arttığını gösteriyor.</p>
<p>8-BÜYÜLÜ METİNLER KULLANIN</p>
<p>Hipnotik metinler, genellikle akılda kalacak ve unutulmayacak kelimelerden seçilirler. Örneğin &#8220;Olmak ya da olmamak&#8230;&#8221; gibi. Yaşanan en önemli sorunlardan biri satışçılarm konuşmalarının ve ellerindeki metinlerin çok sıkıcı ve sıradan olmasıdır.</p>
<p>Böyle bir durumda müşterilerinizin sizden uzaklaşmaları çok muhtemeldir. Bazı satış temsilcilerinin konuşma tarzları ve konuştukları şeyler son derece heyecan uyandırıcıdır. İlginç ve heyecan uyandırıcı kelimeler kullanan satış temsilcilerinin reddedilmeleri gibi bir ihtimal son derece düşüktür.</p>
<p>9-GÜVEN BAĞI KURUN</p>
<p>Güven kurma ve insan ilişkileri üzerine gerçekleştirilen birçok araştırma, bizim kendimize benzeyen insanlara karşı daha rahat güven duyduğumuzu gösteriyor. Karşınızdaki ile en hızlı biçimde güven kurmanın yöntemi, kendinizi onun yerine koymak ya da aynalama taktiğini kullanmaktır. Böylelikle aradaki farkları daha iyi görebilir ve hataları en aza indirebilirsiniz. Eğer müşteriniz ile kendinizi aynı frekansta görürseniz, müşterinizin sizi sevmemesinin tek yolu, kendisi olmaktan vazgeçmesidir. Bu imkansızdır. Güven kurmak için karşınızdaki kişiye &#8220;Ben aynı senin gibiyim.&#8221; mesajını gönderin. Beden dilinizi kullanarak, duygularınız ve fikirlerinizle onunla aynı frekansa geçmeye çalışın. Bunu başarabilirseniz, müşterilerinizin bir sonraki adımda nasıl davranacaklarını ya da ne söyleyeceklerini önceden kestirme şansınız artacaktır.</p>
<p>10-SES TONUNUZU KULLANARAK ÖNERİLERDE BULUNUN</p>
<p>Bütün satış görüşmelerinde sesinizin tonuna ve kelime vurgularınıza dikkaedin. Örneğin bir psikolog, hastasına &#8220;Uyu&#8221; dediğinde, sesini mutlaka derinden gelen ve yumuşak bir vurgulama ile kullanır. Ses tonunuz ve vurgularınız, size fazladan bir güç sağlayacaktır. Başarıyı yakalamış satış profesyonellerinin hepsi, ses tonlarına büyük önem verirler. Satış yaparken farklı, ikna sürecinde farklı, bir şey isterken farklı tonlama kullanırlar: &#8220;Siz pahalı olduğunu düşündüğünüz bu spor arabayı satın aldığınızda, eşinizin ne kadar mutluuuuuuuuu olacağım bir düşünün.&#8221;</p>
<p>Bu örnekte, &#8220;mutlu&#8221; kelimesine vurgu yapan satışçı, karşısındaki kişide mutlaka pozitif bir etki bırakacaktır. Eğer satışçımız, kelimeyi çok hızlı söyleseydi, aynı etkiyi bırakması mümkün olmayacaktı. Sesinizin tonu. dinleyicideki ilgiyi tetikler ve önerilerinizi daha dikkatli dinlemelerini sağlar.</p>
<p>Bu satış taktikleri, dünya üzerinde ürün ya da hizmetini satmak isteyen bir çok firmaya ve bireye yardımcı olmuş tekniklerdir. Eğer bu taktikleri her gür kullanırsanız, bir süre sonra size hizmel etmeye başlayacaklardır. Satış bilimi, bi ze bu tekniklerin NLP adı altında özet leştirilmiş hallerini veriyor. Eğer bu tek nikleri kullanan ve ustalaşan ilk kişiler den biri siz olursanız, rekabette bir adın öne geçmemeniz için herhangi bir neder kalmayacaktır.</p>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=40&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_40" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/nlp-satis-teknikleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çekim Yasası</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/cekim-yasasi-2/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/cekim-yasasi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 12:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnovasyon]]></category>
<category>Çekim yasası</category><category>Sır</category><category>The secret</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Başınıza gelen herşeyi, siz hayatınıza çekiyorsunuz ve hepsi zihninizde tuttuğunuz suretlerden dolayı size geliyor ve bu durum da sizin düşüncelerinizden kaynaklanıyor. Ne düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz. Eskinin bilge insanları bunu bilirlerdi.
Mesela Babilliler, bunu hep bilirlerdi.

Ama bilenler toplumun küçük &#8220;seçkin&#8221; bir kısmıydı.
Sizce neden dünya nüfusunun % 1’i, dünyadaki toplam maddi gelirinin % 96’sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başınıza gelen herşeyi, siz hayatınıza çekiyorsunuz ve hepsi zihninizde tuttuğunuz suretlerden dolayı size geliyor ve bu durum da sizin düşüncelerinizden kaynaklanıyor. Ne düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz. Eskinin bilge insanları bunu bilirlerdi.<br />
Mesela Babilliler, bunu hep bilirlerdi.<br />
<span id="more-36"></span><br />
Ama bilenler toplumun küçük &#8220;seçkin&#8221; bir kısmıydı.<br />
Sizce neden dünya nüfusunun % 1’i, dünyadaki toplam maddi gelirinin % 96’sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır değil!</p>
<p>Düzen böyledir, onlar birşeyleri anlamışlardır. Onlar &#8220;sır&#8221;rı biliyorlar.<br />
Kendinizi bir mıknatıs gibi düşünürseniz (hepimiz biliriz ki mıknatısın bir çekim gücü vardır çekim yasası da &#8220;Benzerler birbirini çeker&#8221; der).<br />
Burada bir düşünce düzeyinden bahsediyoruz.</p>
<p>Bizim işimiz insanlara istedikleri şeyi, düşünmeyi öğretmek.<br />
İstediğimiz şeyi zihnimizde netleştirmek. İşte bu noktadan sonra evrenin en güçlü yasası işlemeye başlıyor; çekim yasası.</p>
<p>En çok neyi düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz ve o hale gelirsiniz. Bu prensip 3 basit kelimeyle açıklanabilir:</p>
<p>Düşünceler nesnelere dönüşür; birçok kişi şunu anlamaz; her düşüncenin bir frekansı vardır ve düşünce ölçülebilir.</p>
<p>Bir düşünceyi tekrar tekrar düşünürseniz ya da sürekli hayalini kurarsanız: (İstediginiz yeni arabayı almak, ihtiyacınız olan parayı bulmak, veya ruh eşinizi bulmak); o düşünceyle ilgili olan frekansı uygun bir temele yerleştirirsiniz.</p>
<p>Düşünceler etrafa manyetik bir sinyal yayarlar ve bu sinyaller tekrar size dönerler.</p>
<p>Bolluk içinde yaşadığınız düşünün, kendinize çekeceksiniz.<br />
Bu her zaman, herkes için işe yarar.</p>
<p>Sorun şu ki; çoğu insan istemediği şeyi düşünür!<br />
Ve başlarına olumsuzlukların niye tekrar tekrar geldiğini merak eder.<br />
Çekim yasası sizin birşeyi iyi ya da kötü algılamanızla veya olmasını isteyip istememenizle ilgilenmez!</p>
<p>Sadece düşüncelerinize cevap verir. Eğer kendinizi berbat hissediyorsanız, yolladığınız sinyal budur: &#8220;Kendimi berbat hissediyorum.&#8221;</p>
<p>Kendinize bu cümleyi tasdiklersiniz, bunu benliğinizin tüm katmanlarında hissedersiniz ve size fazlasıyla geri döner. İstediğiniz bir şeylere bakıp da &#8220;Evet bu!&#8221; dediğinizde, bir düşünceyi harekete geçirirsiniz.</p>
<p>Çekim yasası da, bu düşünceye cevap verir ve uygun şeyleri size getirir. İstemediğiniz birşeye baktığınızda ve ona &#8220;Hayır!&#8221; diye bağırdığınızda onu uzaklaştırmaz, aksine onunla ilgili düşünceyi harekete geçirirsiniz ve bu defa çekim yasası o düşünceyle ilgili şeyleri önünüze getirmeye başlar.</p>
<p>Hayat, çekim yasasını temel alıyor. Herşey çekim yasası ile ilgili ve çekim yasası her zaman işliyor. İnanın, inanmayın, anlayın ya da anlamayın, her zaman işliyor.</p>
<p>Geçmişi, bu anı veya geleceği düşünüyor olabilirsiniz.<br />
Bunu ister imgeleyerek, ister anılara giderek veya tefekküre dalarak yapın. Her şekilde o düşünceyi harekete geçirirsiniz ve evrenin en güçlü yasası olan çekim yasası, bu düşüncenize cevap verir.</p>
<p>Oluşum her an devam ediyor. Her anın kendi düşüncesi ya da sürekli bir kuantsal düşünce şekli vardır.</p>
<p>Çekim yasası:  &#8220;Neyi düşünür ya da odaklanırsan onu alırsın&#8221; der.<br />
Ondan yakınıyor olman, yakındığını sana daha çok yaklaştırır.<br />
Çok pozitif bir bakışımız olabilir ve pozitif kişi, olay ya da durumları kendimize çekebiliriz.</p>
<p>Ya da tam aksi; negatif yönelimli ve kızgın olabiliriz, bu durumda da olumsuz kişi ya da koşulları kendimize çekeriz.</p>
<p>Bilinçli veya bilinçsiz, aklınızda tuttuğunuz; sizi (olumsuz) etkileyen düşüncelerden kurtulun! Asıl zorluk budur. &#8220;Sır&#8221;ra dikkatli bakın&#8230; Günlük hayatınızda düşüncenin gücüne&#8230; Tek yapmamız gereken gözlerimizi açıp bakmak.<br />
Çevrenizde çekim yasasının kanıtlarını görürsünüz.</p>
<p>En çok hasta olan, hastalıktan en çok bahsedendir.<br />
Bolluktan en çok bahseden, bolluk içindedir.</p>
<p>Çekim yasası her yerde aşikardır, eğer ne olduğunu anlarsanız.<br />
Siz bir mıknatıssınız, düşünceleri, insanları, olayları, hayatları kendinize çekersiniz.</p>
<p>Yaşadığız her olayı bu güçlü çekim yasasıyla kendinize çekersiniz.<br />
Size sadece “istekli düşünce” veya “ha-yal kur-ma çıl-gın-lı-ğın-dan bahsetmiyorum”; size daha derin, temel bir anlayıştan bahsediyorum..<br />
Kuantum fiziği gerçekten tam da bu keşfi işaret etmeye başlıyor.<br />
&#8220;Aklın olmadığı bir evren düşünemezsiniz.&#8221; diyor.</p>
<p>Aslında algılanan her şeyi akıl şekillendirir.<br />
Anlamamanız, reddetmeniz anlamına gelmez.</p>
<p>Elektriğin nasıl oluştuğunu da anlamazsınız; ilk başta kimse elektriğin ne olduğunu bilmiyordu; bilmesine de gerek yoktu ama herkes ondan faydalanıyordu.<br />
Siz elektiriğin nasıl çalıştığını biliyor musunuz?</p>
<p>Hayır ama elektrik sayesinde fırında yemek pişirebilirsiniz, öyle değil mi?<br />
İnsanlar çekim yasasını anlamaya başladıkça, çoğunlukla önceden sahip oldukları olumsuz düşünceler nedeniyle korkarlar.</p>
<p>İki şeyden uzak olmalısınız:</p>
<p>Bilimsel olarak açıklanmıştır ki, yapıcı düşünce, olumsuz düşünceden 100 kat güçlüdür. Eh, o zaman bunu biliyorsanız , korku azalır.</p>
<p>Zaman tamponu olan bir gerçeklikte yaşıyoruz ve bu gerçekten işimize yarıyor. Düşüncelerinizin anında gerçekleştiği bir çevrede yaşamak istemezdik, öyle değil mi? Düşüncelerinizin ortaya çıkışı biraz zaman alır ve bu iyi gerçekten iyi bir şeydir!</p>
<p>Düşüncelerinizi fark etmeli, seçmeli ve bundan hoşlanmalısınız.<br />
Çünkü siz, kendi hayatınızın şaheserisiniz, siz hayatınızın &#8220;Michelangelo&#8221;susunuz ve bunu düşüncelerinizle yapıyorsunuz.<br />
Geçmişte bu &#8220;sır&#8221;rı bilen liderler, &#8220;sır&#8221;rı sakladılar; böylece &#8220;gücü&#8221; kendilerinde tutup, paylaşmadılar ve insanlar bu &#8220;sır&#8221;rı bilmediler.<br />
İnsanlar, işe gittiler, eve geldiler, çalışmaya devam ettiler.</p>
<p>&#8220;Güç&#8221;leri olmadan koştular, çünkü &#8220;sır&#8221;rı çok az insan biliyordu.</p>
<p>Yasaları olan bir evrende yaşıyoruz; mesela yerçekimi yasası, eğer bir binadan düşerseniz, iyi insan veya kötü insan olmanız hiç farketmez, yere düşersiniz.<br />
Hayatınızdaki her şeyi -yakındıklarınız dahil- hayatınıza siz çektiniz!<br />
İlk bakışta bunu duymaktan nefret edeceğinizi biliyorum; diyeceksiniz ki:<br />
&#8220;Trafik kazasını ben çekmedim&#8221;. &#8220;Bu durumu ben çekmedim&#8221;</p>
<p>ya da yakındığınız herhangi bir şeyi çekmediğinizi iddia edeceksiniz.<br />
Bu noktada söylemeliyim ki; evet hepsini siz çektiniz!<br />
Bu anlaması en zor olan kavramdır. Ama bir kez kavranırsa, hayatınızı değiştirir.</p>
<p>Bu büyük &#8220;sır&#8221;rın bir parçasıdır. Birçoğumuz terslikleri çekeriz ve bunu kontrol edemeyeceğimizi çünkü bunun, doğal yapımızda otomatikman var olduğunu düşünürüz. Bunu ilk kez duyuyorsunuz,<br />
Düşüncelerimi değiştirmek zor olacak, diyorsunuz.<br />
İlk başta öyle gelecek, ama sonra eğlenceli olacak.</p>
<p>Sizden düşüncelerinizi yönetmenizi istemiyoruz, bu sizi çıldırtır.<br />
Zihninize farklı yönlerden, farklı objelerden, farklı o kadar çok düşünce gelir ki burada duygusal rehberlik sisteminiz devreye girer.</p>
<p>Duygularınız, duygusal rehberlik sisteminiz ne düşündüğünüzü anlamanızı sağlar. Düşünceleriniz, duygularınızı oluşturur. Duygularımız, neyi kendimize çektiğimizi anlamamıza yardım ederler.</p>
<p>Bize göre iki duygu vardır: İyi hissettiren ve kötü hissettiren.<br />
Her durumu bu iki duyguyla değerlendiririz.</p>
<p>Olumsuz hisler; suçluluk veya öfke veya kırgınlık gibi bunların hepsi aynı iyi hissetmeme duygusunu yaşatırlar. Tüm bu hisler, bize o anda düşündüğümüzün istediğimiz türden bir şey olmadığını söylerler .</p>
<p>Bunlara &#8220;kötü frekans&#8221; ya da &#8220;kötü titreşim&#8221; vb. de denebilir.<br />
İyi hisler; sevgi, mutluluk, umut gibi bize düşüncemizin isteyeceğimiz türden şeyleri getireceğini söylerler.</p>
<p>Yani &#8220;Şu anda neyi kendime çekiyorum?&#8221; sorusunun cevabı hislerinizdir. Eğer iyi hissediyorsanız, devam edin doğru yoldasınız.</p>
<a href="http://www.kumsaati.org/tag/%C3%87ekim-yasas%C4%B1/" rel="tag">Çekim yasası</a>, <a href="http://www.kumsaati.org/tag/s%C4%B1r/" rel="tag">Sır</a>, <a href="http://www.kumsaati.org/tag/the-secret/" rel="tag">The secret</a><p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=36&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_36" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/cekim-yasasi-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Beyin Kaslarını Güçlendiren 7 Emir!</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/iste-beyin-kaslarini-guclendiren-7-emir/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/iste-beyin-kaslarini-guclendiren-7-emir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 06:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi&#8217;nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN<br />
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi&#8217;nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı. Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa, asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz.</p>
<p><span id="more-30"></span></p>
<p>2.ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN<br />
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun, kafein mutlaka vücudu diriltip zekâyı keskinleştiren özellikler sunuyor. Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var. Örneğin Türkiye ve İngiltere&#8217;de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek, beynimiz için Starbucks&#8217;da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor. Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi. En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı. Üzerinde araştırma yapılan denekler, ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor. Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir.</p>
<p>3.OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN<br />
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir. Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir. Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz. Stanford Üniversitesinden psikoloji profesörü Carol Dweck&#8217;in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir. Savunmacı ol, çabuk vazgeç yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor.</p>
<p>4.PANİK YAPMAYACAKSIN<br />
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız, stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız. Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor. Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz. Beynimizin amygdala isimli bölümü, korku merkezi işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor. O zaman yaratıcılık, espri duygusu yok oluyor. Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek. Yoga yapmak da iyi bir seçenek.</p>
<p>5.DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN<br />
Hayata karışın. UCLA&#8217;in psikoloji bölümünden Robert Björk, düzenli değil, düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor. Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor.</p>
<p>6.EGZERSİZ YAPACAKSIN<br />
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor. Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük. Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor. Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün. Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor. Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu.</p>
<p>7.ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN<br />
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı. Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız. Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz. Massachusetts Üniversitesi&#8217;nden psikolog Keith Rayner, &#8220;Hızlı okumak diye bir şey yoktur. Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak,&#8221; diyor. Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı. O yüzden yavaş okumak iyidir, hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz.</p>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=30&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_30" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/iste-beyin-kaslarini-guclendiren-7-emir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Takım Kültürü ve Takım Liderliği !</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/takim-kulturu-ve-takim-liderligi/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/takim-kulturu-ve-takim-liderligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 06:39:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>

		<category><![CDATA[Takım Kültürü]]></category>

		<category><![CDATA[Takım Liderliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde her ofiste insanlar takım oluşturmaktan, bir takımda çalışmaktan ve bir takıma ait olmaktan bahsediyorlar; ama bu insanların büyük bir çoğunluğu verimli işler başarabilecek bir takım yaratmak ve bu takımı en doğru şekilde yönetecek takım liderinin önemini gözardı ediyorlar.

Takım kültürüne dayalı organizasyonlarda, takımın başarısına katkıda bulunmak esas amacı oluşturmaktadır. Bu sonuçlar takıma dahil olan iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde her ofiste insanlar takım oluşturmaktan, bir takımda çalışmaktan ve bir takıma ait olmaktan bahsediyorlar; ama bu insanların büyük bir çoğunluğu verimli işler başarabilecek bir takım yaratmak ve bu takımı en doğru şekilde yönetecek takım liderinin önemini gözardı ediyorlar.</p>
<p><span id="more-26"></span><br />
Takım kültürüne dayalı organizasyonlarda, takımın başarısına katkıda bulunmak esas amacı oluşturmaktadır. Bu sonuçlar takıma dahil olan iş arkadaşlarıyla işbirliği içinde yapılır. Gruptakilerin hepsi ayrı ayrı bölümlere bağlı ve özel işleri olsa bile, takım içerisinde birlik içinde aynı hedef için belirlenmiş işleri yaparlar. Takıma dahil olan kişiler fikirlerin, planların, alınan kararların ve atılan adımların ortak bir çalışma sonucu oluşmasından dolayı daha etkili olduğuna inanırlar. Bu düşünüş tarzını oluşturmak ve bireyleri bir takımın parçası olmaya alıştırmak zor olmakla birlikte, ufak ayrıntılara dikkat edildiğinde sorun yaratmadan çözülebilecek bir konudur.</p>
<p>Aşağıdaki noktalar, verimli ve etkili takım çalışması sonuçlarının alınması için son derece önemlidir.</p>
<p>Açık Beklentiler: Takım lideri isteklerini açık ve net bir şekilde takımın üyelerine anlatabildi mi? Bu nokta takımı oluşturanların neden bir araya geldiklerini ve takımın neden yaratıldığın anlamaları ve yönetimin beklentilerine göre nasıl hareket etmeleri gerektiğini hesaplayabilmeleri açısından oldukça önemlidir.</p>
<p>İçerik: Takım üyeleri neden bu takıma ait olduklarının, firmanın hedeflerine ulaşmasında takım çalışmasının nasıl yardımcı olabileceğinin, ait oldukları takımın firmanın hedeflerine ulaşmadaki öneminin farkındalar mı?</p>
<p>Bağlılık: Takım üyeleri bu takımda olmak istiyorlar mı ve takım kültürünün önemli olduğuna inanıyorlar mı? Firmanın belirlediği hedeflere ulaşmak için takım halinde çalışılması gerektiğine, yaptıkları işin çalıştıkları firma ve kendi kariyerlerinin gelişimi için önemli olduğuna inanıyorlar mı? Yeteneklerini ve becerilerini takımın hedeflerine ulaşmasında kullanmayı istiyorlar mı? Takımın yarattığı kendilerini geliştirici ve rekabete açık ortamdan ve koşullarından hoşlanıyorlar mı?</p>
<p>Yetenek: Takıma doğru kişiler katılıyor mu? Takım üyelerinin her biri kendi konularında ileri bilgiye sahipler mi? Eğer böyle değillerse, takımın hangi konularda yardıma gereksinimi var? Takım, belirlenen hedeflere ulaşmada doğru stratejiye, kaynaklara ve desteğe sahip mi?</p>
<p>Önem: Takım çalışanları sorumluluklarının farkındalar mı? Aralarındaki iletişim akıcı ve birbirine saygı çerçevesinde mi işliyor? Risk almaya hazırlar mı? Hem takımın hem de bireylerin performansları ayrı olarak değerlendirilip ödüllendiriliyor mu? Takım çalışanları fikirlerinden dolayı yanlış anlaşılmaktan çekiniyorlar mı?</p>
<p>Bütün bu özellikler bir araya geldiğinde de yine bir eksik kalıyor: O da doğru takım liderinin belirlenmesidir. Yazının devamında takım liderinin neleri başarabilecek düzeyde olması gerektiği hakkında bilgi bulabilirsiniz.</p>
<p>Öncelikle takım lideri, birbirleriyle anlaşabilen ve projenin gereksinimlerini karşılayabilecek düzeyde olan bireyleri seçebilmelidir. Takım liderinin, kendisiyle aynı veya farklı bölümlerde çalışan ve önceden tanıdığı iş arkadaşlarından bir takım oluşturma şansı varsa, zaten yaklaşık herkesin kişilik yapıları ve değer yargıları hakkında bir fikir sahibi olduğundan, kimin kim ile daha rahat çalışabileceğini öngörebilir. Eğer daha önce tanışmadığı çalışanların da dahil olmasının faydalı olacağı bir takım kurmak gerekirse, durum biraz farklılık gösterecektir. Öncelikle takımda beraber çalışacak ufak grupları belirlemek için bir toplantı yapılmasında yarar vardır. Gerisi de biraz gözlem yeteneğine kalır. Toplantıda yanyana oturanlar veya sürekli göz temasında bulunup toplantının gidişatı ile ilglili birbirlerine olumlu-olumsuz sinyal verenler; beraber çalıştığında daha rahat anlaşabilecek olan çalışanlardır. Onları ikişerli ve üçerli gruplar halinde ortak görevlere atamak akılcı olacaktır.</p>
<p>Takım liderinin bir diğer önemli sorumluluğu; sorunlar oluştuğunda takımı bir arada tutabilmektir. Takım lideri, fikir ayrılıklarından oluşan anlaşmazlıkların, ortak bir görüşe bağlanmasına yardımcı olabilmelidir. Bu tip sorunların oluşmasını önlemek için, kendi belirleyeceği aralıklarla düzenli olarak toplantılar yapmalıdır. Bu toplantılarda projenin nasıl geliştiği, kimin neler yaptığı, sorunlar varsa bunların neler olduğu ve nasıl çözümlenebilecekleri konularında fikir alış-verişi yapılmalıdır. Ayrıca takıma projede kullanılması için ne kadar kaynak ayırdığı gibi mali konuların da görüşülmesi yararlıdır. Bu şekilde karşılaşılması olası parasal sorunlar önceden çözülebilir.</p>
<p>Takım lideri, grubu her koşul altında motive edebilmelidir. Zor bir proje üzerinde çalışan takımdaki bireyler zaman zaman huzursuzluğa ve ümitsizliğe kapılabilirler. Böyle anlarda takımı motive etmek takım liderinin görevidir. Güvenlik sistemi sözkonusu olduğunda dünyanın mükemmel olarak kabul edilen üç kumarhanesini soyacağını 11 arkadaşına açıkladığında, kimse Danny Ocean’a inanmaz; fakat planını anlatınca olaylar farklı boyut kazanır; çünkü karşısındakiler onun kararlılığını ve inancını hisseder ve ona bu yüzden güvenirler. Bu nedenle iyi bir lider, ikna yeteneği yüksek bir eylem ve söylem insanı olmalıdır.</p>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=26&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_26" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/takim-kulturu-ve-takim-liderligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İşyerinde zor insanları idare etme yöntemleri !</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/isyerinde-zor-insanlari-idare-etme-yontemleri/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/isyerinde-zor-insanlari-idare-etme-yontemleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 08:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Lokomotifler: Bu tür insanlar mutsuzluklarını başkalarından çıkarmaya çalışırlar. Genelde sinirli ve düşmanca davranırlar. Otoriter, acımasız ve diktatörce bir ruh hali içindedirler. En sevdikleri cümle  ya benim dediğim gibi olur, ya da hiç olmaz dır.
Çözüm: Kabullenmeyin. Amirinize bu tür davranışların işinizi olumsuz etkilediğini ve sizinle nasıl iletişim kurulmasını istediğinizi anlatın. Lokomotiflere karşı ısrarcı davranın.
Mükemmeliyetçiler: Eğer bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lokomotifler: Bu tür insanlar mutsuzluklarını başkalarından çıkarmaya çalışırlar. Genelde sinirli ve düşmanca davranırlar. Otoriter, acımasız ve diktatörce bir ruh hali içindedirler. En sevdikleri cümle  ya benim dediğim gibi olur, ya da hiç olmaz dır.</p>
<p><span id="more-21"></span>Çözüm: Kabullenmeyin. Amirinize bu tür davranışların işinizi olumsuz etkilediğini ve sizinle nasıl iletişim kurulmasını istediğinizi anlatın. Lokomotiflere karşı ısrarcı davranın.<br />
Mükemmeliyetçiler: Eğer bir şey mükemmel değilse, olumsuz davranışlar gösterirler. Onların standartları gerçekçi değildir, başkalarının övdüğü bir iş, onlara göre kabul edilebilir dahi olmayabilir. Bazı yöneticileri bu tür davranışlar içinde görmeniz mümkündür. Onları sık sık  daha iyi olabilirdi  derken bulabilirsiniz.<br />
Çözüm: Bu tür insanların söylediklerini fazla ciddiye almayın. Onlar aslında kendi yetersizliklerine hayıflanırlar, sizinkine değil. Onlarla beraber çalışmayı deneyin ki, hem kendilerine hem başkalarına daha gerçekçi hedefler belirleyebilsinler.<br />
Sinsi Direnişçiler: İşyerindeki en ufak bir değişiklik bu insanların canını sıkar. Mevcut düzene bayılırlar, asla değişmesini istemezler. Ancak bir değişiklik karşısında seslerini de çıkarmazlar. Sessizce kavga ederler. Değişikliğin iyi olduğunu söyler ve desteklerler ama uygulamazlar. Eski onlar için hep daha iyidir.<br />
Çözüm: En iyi strateji, bu tipleri de değişimin içine dahil etmektir. Eğer sürecin bir parçası iseler ya da kendileri bir değişiklik talep etmişse, davranışlarında ani bir düzelme görülür. Ayrıca, değişikliği aşama aşama onlara göstermelisiniz ki yeni ortama alışsınlar.<br />
Benim İşim Değil ciler: Bu tipler olumsuzluklarını, bir iş ne kadar kolay olursa olsun eğer iş tanımına dahil olmadığına inanıyorsa kesinlikle yapmayarak gösterirler. Kendilerini tehlikede hissettikleri için mutsuzdurlar ve çalışma arkadaşlarına, amirlerine bu şekilde karşılık verirler.<br />
Çözüm: Aslında tek istedikleri kendilerini geliştirmek ve daha iyi yerlere gelmektir. Ancak kariyerlerinin açık olmadığını düşünerek işlerine karşı heyecanlarını kaybederler ve bu nedenle mümkün olduğunca az iş yapmaya çalışırlar. Eğitim ve gelişim fırsatları yaratmaya çalışın.<br />
Ayaklı gazeteler: Bu tiplerse mutsuzluklarını etrafa söylentiler yayarak yansıtırlar. Yayılmasına yardımcı oldukları ve yarattıkları hikayeler etrafta dolaşmaya başlayıp insanlardan güçlü tepkiler aldığında kendilerini önemli hissederler. Çevrelerinde kontrolü kaybettiklerini düşündükleri an yaydıkları söylentilerle bu kontrolü geri kazandıklarına inanırlar. Yöneticiler, yeniden yapılanma, başkalarının maaşları, diğer şirketlerin çalışanlarına önerdikleri, şirkette kimin kimle beraber olduğu gibi konular en favori konularıdır.<br />
Çözüm: En iyi çözüm çalışanlara şirket hakkında gerçek bilgileri vermektir. Böylece kimse ayaklı gazetelere rağbet etmeyecektir.<br />
Karamsarlar: Karamsarlar dünyayı zevksiz bir yer olarak görürler. Dünyanın tepelerine yıkılmasını beklerler, eğer yıkılmazsa yıkmak için ellerinden geleni yaparlar. Her şeyden rahatsızdırlar, ne yaparsanız yapın onların bakış açısını değiştiremezsiniz. Bu tür insanlar iş dışında da genellikle bu yapıdadır.<br />
Çözüm: Büyük ihtimalle onun davranışını değiştirmek kolay olmayacaktır ama başlangıç olarak mevcut negatif alışkanlıklarının yerine birkaç iyi alışkanlık edinmesine yardımcı olabilirsiniz. Biraz alıştırma ve destekle bu yeni davranışlar eskisinin yerini alacaktır.<br />
Mızmızlar: Bu tipler çocuk gibi davranırlar. İşler onun istediği şekilde yürümüyorsa, kaşlarını çatar, geri çekilir, tiradına başlar ve resmen ağlar.<br />
Çözüm: Bu tipler destek görebileceği bir çevreye ihtiyaç duyarlar. Birileri sürekli ona ne kadar iyi iş yaptığını söylemelidir.<br />
Ciddiyetsizler: Bu tipler işi hiçbir zaman ciddiye almazlar, takım arkadaşlarının işini daha da zorlaştırırlar. İşin önceliği onlar için çok düşüktür. Onlar için işe mümkün olduğunca az zaman ayırmak gerekir ki kendi özel işlerine daha fazla odaklanabilsinler. Hiçbir iş onlar için acil değildir, her iş bekleyebilir.<br />
Çözüm: Ciddiyetsizler için açık hedefler, standartlar ve beklentiler belirlenmeli ve kendisine iletilmelidir. Ayrıca bunları yapıp yapmadıklarını izlemek de gerekir.<br />
Eleştiriciler: Yaratıcı bir yaklaşımınız mı var? İşleri farklı şekillerde yapıyor ya da yeni öneriler mi getiriyorsunuz? Eleştiriciler mutlaka yerecek bir şey bulur. Onların misyonu, söylenen her şeye muhalif olmaktır. Ne olursa olsun, kendi söylediklerinin doğru olduğuna inanırlar. Nereye giderlerse gitsinler kendilerine problem edecek bir şey bulurlar. Size hiçbir zaman pozitif geribildirim vermezler ancak hatanızı gördüklerine hemen atlarlar. Genelde şu cümleyle tanınırlar:  Çok kötü bir fikir.<br />
Çözüm: Negatif yorum yapmaya bayılırlar ama genelde konuyla ilgili kesin bir şey söylemezler. Onlardan örnek vermelerini, kanıt göstermelerini isteyin ya da konuya muhalif olmalarının nedenini sorun. Israrcı olmalı, vazgeçmemelisiniz. Ona fikirlerinin önemli olduğunu ve endişesini anladığınızı mümkün olduğunca kibar bir şekilde söyleyin. Sonunda, sorduğunuz sorular yüzünden sizi eleştirmenin zor olduğunu görecek ve peşinizi bırakacaktır.<br />
Fedakarlar: Bunlar bir ofisin kanayan yarasıdır. Erken gelirler, geç giderler. İstediğiniz her işi yaparlar. Ancak bunu yaptıkların için de kendilerine kızarlar, işlerinin çokluğundan, zor patronlardan, müşterilerden yakınırlar. Genellikle mutsuz bir özel hayatları vardır ve çok çalışarak bundan sıyrılacaklarını zannederler. İşlerinde mutsuz olmalarının nedeni ise bu çabalarının yeterince takdir edilmediğini düşünmeleridir. Şu tam onlara göre bir cümledir:  Bu şirkete bütün hayatımı verdim ama kimsenin umurunda değil.<br />
Çözüm: Fedakarlara devamlı pozitif geribildirim vermeli ve yaptığı işi ne kadar takdir ettiğinizi söylemelisiniz. Özellikle çalışma arkadaşlarının yanında güzel sözler söylenmesi hoşlarına gider. Onlara düzenli olarak yaptığı işleri öven e-mail göndermeli, patronu da cc ye koymayı unutmamalısınız.<br />
Kendini Suçlayanlar: Genellikle kendilerine kızarlar. Hatayı her zaman kendi iş performanslarında, görünüşlerinde, kariyerlerinin seyrinde, sosyo-ekonomik statülerinde, eğitimlerinde vs görürler. Kağıt üstünde aslında çok başarılılardır ancak onlar böyle görmezler.<br />
Çözüm: Bu kişilerin kendilerine güvenlerini yeniden kazanmaları için herhangi bir strateji bulmalısınız. Egolarını harekete geçirecek bir nedene ihtiyaçları vardır. Aslında iyi iş yaptıklarını gösteren kanıtlar bulmalı, gerektiğinde ona göstermelisiniz.<br />
Günah Keçisi Arayanlar: Hiçbir zaman sorumluluk alamadıkları ya da kendi hataları için suçlama kabul edemediklerinden külfeti hep başkalarına yüklerler. Başkalarının başının belaya girdiğini gördüklerinde rahatlamış oldukları gözden kaçmaz.<br />
Çözüm: Bu tiplere hatalarını ve yanlış hesaplamalarını bariz örneklerle açıkladığınızda bu davranışlarından vazgeçeceklerdir. Muğlak konuşmayın, kesin bir şekilde kendinizi anlattığınızda günah keçisi arayamayacaklar, suçu kabulleneceklerdir.<br />
Kırılganlar: Çok hassas insanlardır, iyi ifade edilmemiş bir cümle hemen kırılmalarına yol açar.<br />
Çözüm: Bu insanlara önemli bir şey söylemeniz gerektiğinde kısa ve direkt hedefe yönelik olmamasına dikkat etin. Yavaşça konuya girin, kişiselleştirmeyin, ayrılmadan önce sizi tam olarak anladığından emin olun.<br />
Detaycılar: İşyerinde detaycılara çok rastlarız. Mükemmel bir iş başarmışsınızdır, herkes memnun kalmıştır ama o ne yapar eder bir hata mutlaka bulur. Bir beyin fırtınası mı yapıyorsunuz, her fikrin altında mantık arar. Detaylara odaklanmaktan hoşlanır, eğer çok sık ve gereksiz yaparsa, fazla seçici ve negatif olarak adlandırılır.<br />
Çözüm: Ondan tüm projeyi ya da görevi değerlendirmesini isteyin. Tek yapması gereken detaylardan uzaklaşıp, fotoğrafın tümüne bakabilmeyi öğrenmektir.<br />
Yazan : Berna Çetin</p>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=21&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_21" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/isyerinde-zor-insanlari-idare-etme-yontemleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Liderin olmazsa olmazları !</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/liderin-olmazsa-olmazlari/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/liderin-olmazsa-olmazlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 13:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[İletişim]]></category>

		<category><![CDATA[John Maxwell]]></category>

		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>

		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[Lider denilince genellikle büyük kurumları, kuruluşları ya da örgütleri yöneten kişiler akla gelir. Oysa liderlik, yalnız bir kurumda üst yöneticilik yapanlara ait bir süreç değildir. Her türlü grupta herhangi bir işin yapılmasını sağlayan bir lider mutlaka bulunur. Lider, belli bir amacın gerçekleşmesi için insanları etkileyebilen ve onları etkinleştiren kişidir. Hangi kişilik özelliklerine sahip kişilerin lider [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lider denilince genellikle büyük kurumları, kuruluşları ya da örgütleri yöneten kişiler akla gelir. Oysa liderlik, yalnız bir kurumda üst yöneticilik yapanlara ait bir süreç değildir. Her türlü grupta herhangi bir işin yapılmasını sağlayan bir lider mutlaka bulunur. Lider, belli bir amacın gerçekleşmesi için insanları etkileyebilen ve onları etkinleştiren kişidir. Hangi kişilik özelliklerine sahip kişilerin lider olmaya yatkın olduğu eskiden beri tartışılan bir konu olmakla birlikte bu konuda belli bir görüş birliği yoktur. Bu yazıda lider ve liderlik ile ilgili <strong>21 temel ilkeden</strong> bahsedilecektir.</p>
<p><span id="more-18"></span></p>
<p><strong>1-İÇ DİSİPLİN :</strong> Kendimi fethetmek en büyük zaferdir. Liderlik yapacağınız ilk insan kendinizsiniz.</p>
<p><strong>2-KARAKTER  :</strong> Kendini lider göreni kimse takip etmiyorsa o sadece kendi başına yürümüş olur.Toplum karakterinin bozuk olduğunu gördüğü anda lider bellediğini yalnız bırakır.İnsan doğduğu coğrafyayı,ailesini,zekasını,sağlığını,kabiliyetini seçemez.Ancak karakterini kendi oluşturur.</p>
<p><strong>3-KARİZMA :</strong> Daha ilk izlenimde algılanır.Genellikle mistik,tanımsız,doğmakla birlikte gelen bir özelliktir.Ancak karakter gibi karizmada eğitim ve tecrübeyle oluşturulabilir.</p>
<p><strong>4-KENDİNİ ADAMAK :</strong> Yapanla hayal edeni ayıran özelliktir.</p>
<p><strong>5-İLETİŞİM :</strong> Eğer iletişim yoksa hayat yanlış çıkılmış seyahattir.</p>
<p><strong>6-EHİL OLMAK :</strong> Yapmak kelimelerden öndedir.</p>
<p><strong>7-CESARET :</strong> Cesur bir tek kişi bile olsa çoğunluktur.</p>
<p><strong>8-ÇÖZÜM ADAMI OLMAK :</strong> Lider için çözümsüz yoktur.Zeki lider işittiklerinin yarısının doğru olduğuna inanır;çözüm adamı liderse,hangi yarıya inanması gerektiğini bilir.</p>
<p><strong>9-ODAKLANMA :</strong> İki tavşanı avlamak isteyen ikisini de kaçırır.</p>
<p><strong>10-VERİCİ OLMAK :</strong> Hiç kimse aldıkları sebebiyle ödül kazanmaz.Ödüller “verenler” içindir.</p>
<p><strong>11-İNİSİYATİF :</strong> Liderin kaçınması gerekenler listesinde “durağanlık”en başta yer alır.Başarı hareketle bağlantılıdır.</p>
<p><strong>12-DİNLEMEK :</strong> İnsanların kalbiyle ilişki kurmak isteyen,kulaklarını kullanmalıdır.</p>
<p><strong>13-TUTKU :</strong> İmkansız olanlar imkan menziline tutkuyla girer.Sokrat’a bir genç gelir,”Bilgi istiyorum!” der,Sokrat onu denize götürür.Başını suya sokar.30 saniye geçer.Gencin başını sudan çıkarır ve sorar:”Ne istiyorsun?” Boğulmak üzere olan genç “Hava” diye bağırır.Sokrat “Hava kadar tutkuyla istersen bilgiyi alırsın” der.</p>
<p><strong>14-PROBLEM ÇÖZMEK :</strong> Başarının ölçütü hangi problemi taşımakta olduğun değil,geçen yılda aynı problemle uğraşmakta olup olmadığındır.Problemi problem olarak bırakma.</p>
<p><strong>15-POZİTİF OLMAK :</strong> İnanıyorsan yapabilirsin.Başkalarının kendisine attığı taşlarla duvar örebilen kişi başarılıdır.</p>
<p><strong>16-İLİŞKİ KURMAK :</strong> Sen kendin tek başına gidersen,onlarda kendileri giderler.İnsanlar ne kadar bildiğine değil,onlarla ne kadar ilgili olduğuna bakarlar.</p>
<p><strong>17-SORUMLULUK :</strong> Topu taşımazsan takıma liderlik yapamazsın.Lider sonucun sorumluluğunun tek sahibidir.</p>
<p><strong>18- GÜVENİLİRLİK :</strong> Kendine güvenen,insanlara güven verebilir.Kendinde olmayanı kimse başkasına veremez.</p>
<p><strong>19- YARDIMCI OLMAK :</strong> Önde olmak için başkalarına öncelik ver.</p>
<p><strong>20- ÖĞRENMEK :</strong> Liderliği sürdürmek devamlı öğrenmektir.Dinlemek ve okumak için ayrılan zaman,konuşmaya verilen zamandan 10 kat fazla değerlidir.</p>
<p><strong>21-VİZYON :</strong> Yönetmek öngörmektir ya da öngörebilmek yönetmektir.</p>
<blockquote><p>John Maxwell</p></blockquote>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=18&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_18" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/liderin-olmazsa-olmazlari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kendinizi İddalı Biri Olmaya İkna Edin</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/kendinizi-iddali-biri-olmaya-ikna-edin/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/kendinizi-iddali-biri-olmaya-ikna-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 10:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/kendinizi-iddali-biri-olmaya-ikna-edin/</guid>
		<description><![CDATA[Onları diğerlerine eşit ve değerli olduklarını düşündüren şey nedir? “Kimlikleri” elbette; yani kendilerini algılayış biçimleri. Geçmişimiz, yetiştirilme tarzımız, genetik kodlarımız ya da eğitimimiz ne olursa olsun, hepimiz kimliğimizi değiştirebiliriz.

Kimliği biçimlendirmenin temel bileşenlerinden birisi iç konuşmalardır. İç konuşma, kaydedilmiş bant kayıtları gibi zihnimizde sürekli tekrarlanan mesajlardır. Bir an için bunun anlamını düşünün. Aşağıdaki durumları yaşadığınızda kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onları diğerlerine eşit ve değerli olduklarını düşündüren şey nedir? “Kimlikleri” elbette; yani kendilerini algılayış biçimleri. Geçmişimiz, yetiştirilme tarzımız, genetik kodlarımız ya da eğitimimiz ne olursa olsun, hepimiz kimliğimizi değiştirebiliriz.</p>
<p><span id="more-16"></span></p>
<p>Kimliği biçimlendirmenin temel bileşenlerinden birisi iç konuşmalardır. İç konuşma, kaydedilmiş bant kayıtları gibi zihnimizde sürekli tekrarlanan mesajlardır. Bir an için bunun anlamını düşünün. Aşağıdaki durumları yaşadığınızda kendi kendinize ne diyorsunuz?</p>
<p>Hata yaptığınızda (“Hay Allah, salağın tekiyim ben” mi “Bunu yapabilirim” mi?)<br />
Zor bir işin üstesinden geldiğinizde (“Vay, amma da şanslıyım” ya da “Çok zekiyim, çok”)<br />
Övgü aldığınızda (“İndirimden aldığım eski bir gömlek sadece” ya da “Ya evet, ben de seviyorum”)<br />
Başarısız olduğunuzda ( “Bunu yapmayı asla başaramıyacağım” ya da “Hımm, bu işe yaramadı –başka nasıl yapılabilir acaba?”)</p>
<p>İnsanlar özgüvenlerini kendilerine başarıyı içselleştiren mesajlar (Heyoo, başardım! Bu bende yetenek olduğunu gösteriyor) ile başarısızlığı dışsallaştıran (Kişisel bir şey değil, sadece kötü gününde) mesajlar yollayarak oluştururlar. Özgüvenimizi olumlu ya da olumsuz anlamda kimliğimizi doğrulayan iç konuşmalarımızla pekiştiririz.</p>
<p>“Benim neyim eksik ki?” görüşünü geliştirmek, iç konuşmanızı etkin biçimde yönetmenizle başlar. İç mesajlarınıza dikkat edin. Olumsuzlarsa, değiştirin ve yerlerine olumlu olanları koyun. Bu mesajları önce yüksek sesle söyleyin, sonra da zihninizde tekrarlayın. O eski ve yararsız mesajların yerini alıp yeni kimliğinizin parçası olana kadar bu mesajları tekrarlayın. Eski alışkanlıkları değiştirmek yaklaşık sekiz haftalık etkin uğraşı gerektirir; bu nedenle aksatmadan bu süreye uyun. Sonuçta, onlarca yılda yerleşmiş bir süreci tersine döndürmeye çalıştığınızı unutmayın.</p>
<p>Kendinizle yaptığınız konuşmaları etkin biçimde denetim altına almanız kendiniz hakkında sahip olduğunuz inançları değiştirecektir. Dahası, inançlar edimleri etkilediğinden, davranışlarınızın da değiştiğini göreceksiniz. Daha güvenli olacak ve diğerleriyle denkliğiniz konusunda daha “eşitlikçi” bir görüş edineceksiniz.</p>
<p>Kendiniz ve fikirleriniz konusunda güven duygunuzun arttığını hissettiğinizde, kendinizi daha etkin ve iddialı biçimde ifade etmenize yardımcı olacak bazı yetenekler geliştirmeniz gerekir.</p>
<p>İddialı insanlar görüşlerinin duyulduğu duygusuna sahiptir, çünkü güç mesajları karşılarındakilerin kişilik zırhlarını kuşanmalarını gerektirmeyecek biçimde iletebilirler. Bunu yapmak biraz pratik gerektirir, ama hiç de zor değildir. İddialı kişileri bunu yaparken tarafsız bir dil ile “Ben” dili karışımını kullanırlar.</p>
<p>İşte iddialı iletişim için size basit bir reçete:</p>
<p>Bir seferde sadece tek bir konuyu ele alın.<br />
Karşınızdakini yaralama ya da lafı ağzına tıkayıp zafer kazanma arzunuzu bastırın.<br />
“Sen” dili yerine “Ben” dilini kullanın.<br />
Dilinizi “Hep” ya da “asla” gibi sözcükler dahil, kışkırtıcı ya da duygusal ifadelerden arındırın.<br />
Kişiye değil, olaya ya da davranışa odaklanın.<br />
Fark ettiğiniz ya da doğru bildiğiniz konular hakkında konuşun.<br />
Davranışın siz dahil insanlar üzerindeki somut ve soyut etkilerini açıklayın.<br />
Gerçekleşmesinden hoşnut olacağınız şeyleri ifade edin.<br />
Dinleyin ve karşınızdakilere temel ölçüde saygı gösterin</p>
<p>Olumlu iç konuşma ve iddialı iletişim becerilerini birlikte kullanabilirseniz düşlerinizi gerçekleştirme ve ilişkilerinizi geliştirme yolunda ilerlemeye başlarsınız.</p>
<p>Unutmayın, başarısızlık sadece işe yaramayan yöntemlerden biridir, öyleyse kaybedecek neyiniz var ki?</p>
<p>Alana Billingham</p>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=16&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_16" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/kendinizi-iddali-biri-olmaya-ikna-edin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tozu dumana katmak mı, tozu dumanı yutmak mı?</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/tozu-dumana-katmak-mi-tozu-dumani-yutmak-mi/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/tozu-dumana-katmak-mi-tozu-dumani-yutmak-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 06:36:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/tozu-dumana-katmak-mi-tozu-dumani-yutmak-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Tarih iki tür insan kaydetti: Tarihi yapanlar ve tarihin malzemeleri. Siz hangisi olacaksınız? Hayatta ya tozu dumana katarsınız, ya da tozu dumanı yutarsınız.
İnsan ya örs olur, ya da çekiç. Kendi gelecekleri ile ilgili planlari olmayanlar, başkalarının planlarına dahil olurlar.
Amaçları olmayanlar amaçları olanlarındır.
Çıkmazda olduğunuzu düşünüyorsanız Ya bir yol bulun, ya bir yol açın, ya da yoldan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih iki tür insan kaydetti: Tarihi yapanlar ve tarihin malzemeleri. Siz hangisi olacaksınız? Hayatta ya tozu dumana katarsınız, ya da tozu dumanı yutarsınız.</p>
<p>İnsan ya örs olur, ya da çekiç. Kendi gelecekleri ile ilgili planlari olmayanlar, başkalarının planlarına dahil olurlar.</p>
<p>Amaçları olmayanlar amaçları olanlarındır.</p>
<p>Çıkmazda olduğunuzu düşünüyorsanız Ya bir yol bulun, ya bir yol açın, ya da yoldan çekilin!</p>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=15&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_15" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/tozu-dumana-katmak-mi-tozu-dumani-yutmak-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ömür boyu eşek olacağına, bir süreliğine inek ol !</title>
		<link>http://www.kumsaati.org/omur-boyu-esek-olacagina-bir-sureligine-inek-ol/</link>
		<comments>http://www.kumsaati.org/omur-boyu-esek-olacagina-bir-sureligine-inek-ol/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 06:32:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kumsaati.org/omur-boyu-esek-olacagina-bir-sureligine-inek-ol/</guid>
		<description><![CDATA[Antrenmanların her dakikasından nefret ediyordum.
Fakat kendi kendime &#8220;vazgeçme&#8221; dedim.
Şimdi sıkıntı çek ve hayatının geri kalanını bir şampiyon olarak yaşa.
Muhammed Ali
Etiket yokSosyal ol
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Antrenmanların her dakikasından nefret ediyordum.<br />
Fakat kendi kendime <strong>&#8220;vazgeçme&#8221;</strong> dedim.<br />
Şimdi sıkıntı çek ve hayatının geri kalanını bir şampiyon olarak yaşa.<br />
Muhammed Ali</p>
Etiket yok<p class="akst_link"><a href="http://www.kumsaati.org/?p=14&amp;akst_action=share-this"  title="E-mail this, post to del.icio.us, etc." id="akst_link_14" class="akst_share_link" rel="nofollow">Sosyal ol</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kumsaati.org/omur-boyu-esek-olacagina-bir-sureligine-inek-ol/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
